Etiket: Kriz Yönetimi

  • Çatışma Pedagojisi: Sınıftaki Kriz Anlarını “Değerler Laboratuvarına” Dönüştürmek

    Okul öncesi dönemde değerler eğitimi dendiğinde aklımıza genellikle çember saatinde anlatılan dürüstlük masalları, “paylaşmak güzeldir” temalı didaktik etkinlikler veya nezaket sözcüklerini öğreten şarkılar gelir. Peki ama gerçek bir kriz anında, örneğin iki çocuk tek bir oyuncak için anlaşmazlığa düştüğünde, bu teorik “değerler” ne kadar işe yarar?

    Eğitimciler olarak sınıftaki akran çatışmalarını genellikle “düzeni bozan, hızla bastırılması ve çözülmesi gereken” pürüzler olarak görme eğilimindeyiz. Oysa bir çocuğun adaleti, empatiyi ve hakkını aramayı içselleştirebilmesi için steril ve çatışmasız bir ortama değil; bizzat o kriz anlarının sunduğu müzakere fırsatlarına ihtiyacı vardır.

    “Steril” İyilikten Demokratik Katılıma

    Sınıf içi çatışmaları ve dışlanma davranışlarını yalnızca çocukların “bireysel bir sorunu” veya “psikolojik yatkınlığı” olarak etiketlemek, sorunun asıl bağlamını gözden kaçırmamıza neden olur. Grindheim ve Sadownik (2022), erken çocukluk eğitiminde zorbalık ve dışlanma gibi olguları incelerken, bu durumların sosyal ve bağlamsal bir çerçevede ele alınması gerektiğini vurgular.

    Aynı çalışmada Gert Biesta’nın (2011) demokrasi anlayışına ve “kesinti pedagojisi” kavramına atıfta bulunulur. Bu yaklaşıma göre çocukların sistem içindeki kesintileri (itirazları, inatlaşmaları veya kendi aralarındaki çatışmaları), aslında yerleşik uygulamaları sorgulayarak demokratik değerlerin inşasına yol açan fırsatlardır. Bir başka deyişle, iki çocuğun bir materyal üzerinde hak iddia ederek çatışması bir disiplin suçu değil; adaletin ve aidiyetin aktif olarak tartışıldığı bir “değerler laboratuvarı”dır.

    Çocukların Bakış Açısını Merkeze Almak

    Öğretmenin çatışma anlarında hızla araya girip “hakem” rolünü üstlenmesi ve sorunu yetişkin otoritesiyle çözmesi, dışarıdan bakıldığında sınıfı sakinleştirir ancak çocuğun uzlaşma pratiği yapma hakkını elinden alır.

    Söderström ve Hultman (2017) tarafından İsveç’teki anaokullarında yürütülen kapsamlı bir eylem araştırması bu konuya ışık tutmaktadır. Araştırma, eğitimcilerin değerler eğitimi ve kapsayıcı ortam yaratma çabalarında genellikle fiziksel ortamı düzenlemeye veya kendi normlarını sorgulamaya odaklandıklarını, ancak çocukların bakış açısını merkeze almayı unuttuklarını ortaya koymuştur. Çalışmanın çarpıcı sonuçlarından biri, çocukların günlük deneyimlerinin ve doğrudan katılımlarının eksik olduğu müdahalelerin “asıl noktayı kaçırdığı” yönündedir. Kriz anlarını yönetirken çözümü dışarıdan dayatmak yerine çocukların inisiyatifini kullanmak bu nedenle hayati önem taşır.

    Kriz Anlarını Yönetmek İçin 4 Adımlı Moderasyon Stratejisi

    Öğretmenler olarak bir çatışma anında izleyebileceğimiz, çocuklara dışarıdan “adalet” dağıtmak yerine onlara “adil olmayı” yaşayarak öğreten dört temel adım şunlardır:

    1. Durakla ve Gözlemle (Hayati 10 Saniye)

    Fiziksel bir zarar tehlikesi yoksa anında müdahale etmeyin. Çocuklara, kendi küçük topluluklarının kurallarını test etmeleri ve Söderström ve Hultman’ın (2017) vurguladığı o “kendi bakış açılarını” ortaya koymaları için zaman tanıyın. Bazen çocuklar sadece birkaç saniyelik bir inatlaşmanın ardından kendi çözümlerini bulabilirler.

    2. Durumu Aynalama (Yansıtma)

    Müdahale etmeniz gerektiğinde taraf tutmadan veya yargılamadan sadece gördüğünüz fotoğrafı çekip onlara gösterin:

    “Şu an ikinizin de bu tahta bloğu istediğini görüyorum. İkinizin de farklı planları var.”

    Bu cümle, çocuklara anlaşıldıklarını hissettirir ve “savunma” modundan çıkarak müzakereye açık hale gelmelerini sağlar.

    3. Çözüm Otoritesini Devretme

    Kuralları siz koymayın; soruyu onlara sorarak demokratik süreci başlatın:

    “Elimizde bir tane blok var ama ikiniz de oynamak istiyorsunuz. Bu durumu ikiniz için de adil olacak şekilde nasıl çözebiliriz?”

    İlk başlarda sessiz kalabilirler. Ancak zamanla “Birlikte oynayalım”, “Önce o oynasın, sonra ben alayım” veya “Kum saatiyle süreli kullanalım” gibi harika alternatifler üretmeye başlarlar.

    4. Anlaşmayı Kutlama ve Çekilme

    Çocuklar bir çözüm bulduğunda (bu çözüm bizim yetişkin aklımıza tam yatmasa bile, onlar kendi aralarında adil buluyorsa) bu durumu onaylayın. Bu yaklaşım, çocuğun zihninde “Ben kendi sorunumu adil bir şekilde çözebilirim” inancını pekiştirir.

    Sonuç

    Okul öncesi sınıflarında çatışmalar kaçınılmazdır ve aslında bu, sağlıklı bir gelişim ortamının işaretidir. Çatışmanın olmadığı, her şeyin sürekli yetişkin kontrolünde ilerlediği bir sınıf; muhtemelen çocukların kendilerini özgürce ifade edemedikleri, demokratik becerilerin gelişmediği bir ortamdır. Gerçek değerler eğitimi, kriz anlarında çocukların göz hizasına inip onlara “Şimdi bu düğümü birlikte nasıl adilce çözeceğiz?” diye sorabilme cesaretidir.

    Kaynakça

    • Grindheim, L. T., & Sadownik, A. R. (2022). Wider room for curbing bullying in early childhood education and care – emphasising a democratic, social and contextual approach to bullying phenomenon. European Early Childhood Education Research Journal, 30(5), 745-757. https://doi.org/10.1080/1350293X.2021.2016881
    • Söderström, Å., & Hultman, A. L. (2017). Preschool work against bullying and degrading treatment: experiences from an action learning project. Early Years, 37(3), 300-312. https://doi.org/10.1080/09575146.2016.1194374